Çırê Musyon

10 Ağustos 2013 Cumartesi

Işbirlikcilik ve Kürtler üzerine

Kürtlerin gündemi günlerdir sınır kapısı ve ardından Salih Müslim'in İran ziyaretiydi.

Bu kadar çok spekülasyonun arkasında, Türkiye, Esat ve mütefiki Iran vardır.
Bu güçler Güney'in  Rojava Kürtleri ile ilişkilenmesini kesinlikle istememektedirler.

Smelka üzerinde yapılan spekülasyonlar gerçeği yansıtmamaktadır.
Bu köprü aslında sınır kapısı değildir. Güney yönetiminin sonradan ihtiyaç üzerine Fırat üzerinde inşa ettiği , tam sınırda Suriye ile bağlantı sağlanan bir köprüdür.
Bu köprü üzerinden çok kirli propagandalar yapılınca, Barzani yaptığı açıklamalarla son noktayı koydu.
Açıklamasında bu köprü üzerinden rojava için gerekli temel ihtiyaçlara izin verildiğinin ardindan, halende açık olmadığı iddiasındadırlar.

Kim Rojava Kürtlerinin yardımına koşacaksa buyrun diyen Barzani , bu iddia içinde olanları deyim yerinde ise sürklase etti.

İrandan dönen Salih Muslimin basına yaptığı açıklamalarda, Iranla her konuda anlaştıklarını söyledi.
Ne hikmetse,
-Kimse sormuyor hangi konularda anlaştınız?
-Yada Iran sizin hangi ulusal talebinizi destekledi?
-Yeni Suriye paradigmasi icinde Iran Kürtlerın nasıl bir statüleri olsun istiyor?

Bütün bu soruların cevabı orta yerde dururken,
Müslim rojavada hala peşmerge dahil hiç bir kürt partisinin gelip savaşmasını istemiyoruz diyebiliyor.
Bu görüşmelerden dolayı memnun görünen Müslim'e bakılırsa, Türkiye,Esat ve Iran'in peşmergenin Rojava'ya girmesini istemedikleri kesin.

Gelelim KCK ve ardılı PYD ye,
Güney olmasaydı, yıllarca lojistik desteği nereden alacaktınız?
Unutulmamalı, her sıkıntıda güney nefes aldığınız bir alandır.

Güneye düşmanı sokmak için geçmişte denemediğiniz parvakasyon kalmadı,
Barzani ve Talabani'ye kalmadık hakareti yaptınız. Ayrıca
düşmana defalarca güney'e karşı işbirliği teklifinde bulunduğunuzuda cümle alem biliyor.

Bir dönemler liderinizin Güneyliler için söylediklerini hatırlatmakta fayda var,
Bir görüşme notunda "Güneyde milliyetçi bir devlet kuruluyor. Bu Türkiye için büyük bir tehlikedir. Bunun panzehiride biziz diyordu Öcalan.
Bu şu anlama geliyor, bize destek verin biz bu oluşumu engelleyelim demek istiyordu.
Bu kadar açık düşmanlık besleyen Öcalan ve şurekası ,şimdi de utanmadan Barzani'yi işbirlikçilikle suçlayabiliyorlar.

Peki yıllarca Türk genelkurmayı ile işbirliği içinde olan, müteakip defalar Güney'e karşı savaş kararı dahil her türlü müeyyide uygulayan Öcalan'a, güneylilere bunlar nicin yapılıyor diyeniniz oldu mu?

Yine 2004 te genelkurmay'ın emir ve talimatları ile AKP ye karşı savaş kararı alan Öcalana,
ordunun en üst kurumu emir veriyor, bu partiyi biz sevmiyoruz siz bunlarla savaşın diyordu. PKK de yıllarca  savaştığı bir kurumun emri ile yine bir Türkiye partisi olan AKP  ile savaş kararı alıyordu.
Savaş bir ülkenin ordusu ile yapılır,  siyasi partisi icin savaş kararı alınmaz.

Nitekim Türkiyede ilk kez ordu iktidardan düşüyordu ve ilk defa bir parti AKP tam iktidar oluyordu.
Öcalan firsatı kaçırır mı hiç, hemen AKP ye bu askerler beni kandırdı ve size karşı bizi kullandılar.
Size söz veriyorum hiç birşeyde istemiyorum, ne derseniz onu yaparım diyerek AKP ye yanaştı.
AKP eşek midir ki bu fırsatı kaçırsın.
Şimdide AKP'nin adamı olan Öcalan, hiç bir talep öne sürmeden AKP nin bütün isteklerini yerine getirmediğini hiç kimse söyleyemez.


Gelelim Güneylilerin işbirlikçiliğine,
2003 te de facto durum sonrası batılı müttefiklerin ortadoğu politikalarının icrası için, TC ile zorunlu siyasi ve ekonomik işbirliğine giren Barzani işbirlikçi oluyorken, Öcalan'ın düşmanı adına kendi milletiyle savaşacak kadar ileri derecedeki işbirliği ise yurtseverlik oluyordu.

Gönül arzu ederdi ki, Kürtler ulusal çıkarları gereği ince eleyip sık dokusunlar.

Konjutür gereği,
şartları ve koşulları uluslararası eğemen güçler belirlediğine göre, yine kendi insiyatifi ile tavır alamayacağını düşünürek Türkiye ile yakınlaşan Güney yönetimi birçok çevrelerce eleştirilmektedir.

Yok mu güneylilerin hataları?
Offfff ! o kadar çok ki saymakla bitmez.
Bütün bunlara rağmen başta Rojava Kürtleri olmak üzere bütün Kürtlerin içinde bulunduğu bu zor dönemden ulusal kazanımlarla çıkabilmeleri , ancak ortak bir ulusal programla mümkündür.

Irfan Kaya

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder