Çırê Musyon

27 Kasım 2013 Çarşamba

DEVRİM VE ÖZGÜRLÜK, HEPSİ HİKAYE




Geçen hafta Kürdistanda yaşanan yoğun gündemin yankıları olanca hızıyla devam ediyor.
Bir çok çevreye göre yaşananların cumhuriyet tarihinde bir ilk olarak tanımladılar.

Nedeni ise dünün aşiret reisi olarak tanımlanan Barzani ile,bir dönem aişiret reisi muhtar bile olamaz diyen Erdoğan'ın büyük yankılar uyandıran buluşmasıydı.Bu ziyaret esnasında bazı BDP li çevrelerin pravakasyon planlarına karşın sağduyu üstün gelince,provakasyon zemini kalmadığı için arzu edilen hava içinde geçti.


Kimdi pravakasyon yapmak isteyenler?

Kürt siyasetini  truva atı misali içerden kuşatan çevrelerce Barzani protesto edilmek istendi.

Bunun başını çekende, Kürtlerin vekili olarak bir dönem eşini bölücüdür diye boşayan bir Bulgar göçmeniydi.

"Ulkemi bölmeye çalışan bir kişi ile aynı yastığa baş koyamam" deyip eşinden Ayrılan Nurseli Aydoğan'in ta kendisiydi. 
Eşini bölücü diye kapının  önüne koyan bu göcmen, 10 yıl sonra kurdistan'ın başkentinden Kürtlerce hemde boşadığı eşinin bir dönem yöneticiliğini yaptığı partisi tarafından milletvekili seçtirildi.

Kurtlerin en büyük talihsizliğide budur ya.

Onun için, Nurseli'nin dedikleri bize pek yabancı gelmedi.
Bu kadın Diyarbakır da BDP lileri Barzani'yi protesto etmeye davet ediyordu.

Unutmayın! 
Kocasına sevgisi kapı önü kadar olan bu kadının kürde sevgisi olur mu?


PKK ve BDP yi çıldırtan ve saldırganlaştıran asıl neden Kuzey Kürdistanda yakın zamanda yeni oluşumların gelecekte hızla üremesidir.
Bu mesaji Tayyip Erdogan Diyarbakirda verdi.
Ne dedi Erdogan bir bakalim.
“Bu yeni Türkiye’de bir şeye özellikle dikkat edeceğiz. Tıpkı Cumhuriyet'in ardından olduğu gibi bir tek parti zihniyetinin, yeni bir tek parti döneminin, dayatmaların, zulümlerin, farklı formatlarda inkâr ve reddin oluşmasına asla izin vermeyeceğiz. Doğu Anadolu'da, Güneydoğu Anadolu'da yeni bir tek parti anlayışının hüküm sürmesine müsaade etmeyeceğiz.
Anlaşılan PKK'nin kuzeydeki iktidarı sarsılacak,bütün bağırıp çağırmaları bundandır.


PKK ,Kürdistan’ın her parçasına müdahele etme hakkını kendine görürken,hemde her parçada kendine bağlı bir partisi varken, 
örneğin; 
Güney Kürdistan’da Kürdistan Demokratik Çözüm Partisi (PÇDK),
Doğu Kürdistan’da Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PJAK) , 
Batı Kürdistan’da Demokratik Birlik Partisi (PYD)-

Bu hakkı ne PDK’ye ne de Kürdistani herhangi bir partiye reva görmüyor.
Kendileri ise Güney Kürdistan dahil her parcaya karışırken,
PDK’yi Rojava’ya ve Kuzey’e karışmakla suçluyor.
Mesela! PDK Kuzey Kürdistanda parti kurmaya kalkışsa kıyameti koparırlar. Ama kendilerinin Güney Kürdistanda partileri PÇDK var,hemde seçimlere bile katılabiliyor.
Yine kendilerini zorlayacak bir parti olacağını bilseler yaşama hakkı bile tanımazlar.

Kendilerinden ayrılan PWD lilere yönelik şiddet ve saldırıları zaten biliniyor.


Yine basına düşen bir ropörtajda Mustafa KARASU şöyle diyordu.
"Rojava’da yaşananlar devrim değilse, dünyada tek bir devrim yaşanmamıştır.
Rojava devrimi toplumsal ve demokratik siyasi devrim olarak Rus, Çin ve Fransa devrimlerinden daha büyük devrimdir.
Sadece coğrafya ve nüfus olarak bunlardan küçüktür"
Mustafa KARASU

Karasu bunlari söylerken Salih Müslim ise onu yalanlıyor.
Ne diyordu Müslim?
Suriye vatandaşlık kimliği.
Rojava bir bölgedir.
Halk kendi ke
ndini yönetiyor.
En önemli sözü de "Suriye’de bir çözüm bulununcaya kadar.

Ayrı bir devlet, veyahut ayrı sınırlar çizilecek diye bir şey yok.
Ne olursa, bütün Suriye içinde bir çözüm bulunursa olacak.
Salih MÜSLIM

Haydi şimdi çıkın işin içinden.

PYD nin başında olan devrim falan yok diyor,Kandilden dürbünle Rojavaya bakan ise en büyük devrimden bahsediyor.

Irfan KAYA











Hiç yorum yok:

Yorum Gönder