Dilsel ve kültürel açıdan Zazalar ile Kurmanclar arasında belirli farklılıklar bulunmasına rağmen, her iki topluluğun da tarihsel süreç içerisinde Kürt toplumsal yapısının bir parçası olarak ortak siyasal ve kültürel deneyimler yaşadığı görülmektedir. Özellikle Cumhuriyet tarihi boyunca yaşanan siyasal olaylar, ayaklanmalar ve sürgün süreçleri incelendiğinde, Zaza ve Kurmanc topluluklarının çoğu zaman ortak hareket ettikleri dikkat çekmektedir.
1925 tarihli Şeyh Said İsyanı sonrasında sürgüne gönderilen birçok kişinin, dönemin Suriye Kürdistanı olarak adlandırılan bölgelerine sığınması; yine Dersim Hareketi sonrasında bazı direnişçilerin aynı coğrafyada yaşamlarını sürdürmesi, bu tarihsel dayanışmanın örnekleri arasında gösterilebilir. Çolig (Bingöl), Dersim ve çevresinden gelen birçok Zaza kökenli direnişçinin, Suriye’de yaşayan Kurmanc topluluklarıyla ilişkilerini sürdürdüğü bilinmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan itibaren meydana gelen Kürt ayaklanmaları içerisinde Şeyh Said ve Dersim hareketleri önemli bir yer tutmaktadır. Resmî söylemlerde de zaman zaman “Kürt isyanları” olarak tanımlanan bu hareketlerde, hem Zaza hem de Kurmanc kökenli aktörlerin birlikte yer aldığı görülmektedir. Örneğin, Şeyh Said hareketi sırasında yargılanarak idam edilen kişiler arasında farklı Kürt topluluklarından bireyler bulunmaktaydı. Benzer şekilde Dersim Hareketi’nin önde gelen isimleri arasında Zaza ve Kurmanc kökenli şahsiyetler birlikte mücadele etmiştir.
Zaza kimliği üzerine yürütülen tartışmaların özellikle son otuz yıllık dönemde yoğunlaştığı görülmektedir. Bu süreçte bazı araştırmacılar Zazaları ayrı bir etnik topluluk olarak değerlendirirken, bazıları ise Zazaları Kürt halkının bir parçası olarak ele almaktadır. Bu durum, dilbilimsel, tarihsel ve sosyolojik yaklaşımlar arasındaki farklılıklardan kaynaklanmaktadır.
Dilbilim açısından Zazaca, Hint-Avrupa dil ailesinin İranî dilleri içerisinde değerlendirilmektedir. Bazı dilbilimsel özellikleri bakımından Farsçaya Kurmancî’den daha yakın unsurlar taşıdığı belirtilse de, tarihsel ve toplumsal aidiyet meselesi yalnızca dilsel benzerliklerle açıklanabilecek bir konu değildir. Toplumsal hafıza, ortak siyasal deneyimler, kültürel etkileşim ve tarihsel dayanışma ilişkileri de kimlik oluşumunda önemli rol oynamaktadır.
Öte yandan, Türkiye’de Zaza kimliğinin kamusal alanda ifade edilmesine yönelik yaklaşım ile Kürt kimliği üzerindeki tarihsel baskılar arasındaki farklılıklar da çeşitli çevreler tarafından tartışma konusu yapılmaktadır. Bazı görüşlere göre devletin Zazacılık söylemine görece daha toleranslı yaklaşması, Kürt siyasal hareketinin toplumsal bütünlüğünü zayıflatmaya yönelik bir “böl-yönet” stratejisi olarak değerlendirilmektedir. Ancak bu iddialar, akademik çevrelerde farklı perspektiflerden ele alınmakta ve kesin bir uzlaşı bulunmamaktadır.
Sonuç olarak, Zaza ve Kurmanc toplulukları arasındaki ilişki; yalnızca dilsel farklılıklar temelinde değil, tarihsel deneyimler, siyasal süreçler, kültürel etkileşim ve toplumsal aidiyet bağlamında değerlendirilmelidir. Bu konuda sağlıklı analizler yapabilmek için dilbilim, tarih, sosyoloji ve siyaset bilimi gibi farklı disiplinlerden yararlanmak gerekmektedir. Ayrıca konunun ideolojik yaklaşımlardan ziyade bilimsel yöntemlerle ele alınması, daha sağlıklı ve kapsayıcı sonuçlara ulaşılmasına katkı sağlayacaktır.