Çırê Musyon

9 Aralık 2023 Cumartesi

BİÇAR TENKİL HAREKÂTI VE VALER KATLİAMI: 33 KÜRT KÖYLÜSÜNÜN ACI HİKÂYESİ

 Şeyh Said Hareketi bastırıldıktan sonra, BİÇAR TENKİL HAREKÂTI sırasında Çolig’in (Bingöl) Dareheni–Yexki/ULYAN bölgesinden, suçlu olup olmadıklarına bakılmaksızın; kadın, çocuk ve yaşlı demeden 33 Kürt köylüsünün götürülerek VALER köyünde yakılması olayını kaleme alan Mamoste Muhyeddin Aydar’ın bu çalışmasını sizlerle paylaşıyorum.

Kemalist iktidarın ve Türk ırkçılığının Kürt coğrafyasında gerçekleştirdiği bu katliamı, Ahmet Arif’in şiirinden bir bölümle birlikte anmak istiyorum.

Selamlar…

33 KURŞUN ŞİİRİNDEN

Ahmet Arif

Kirveyiz, kardeşiz, kanla bağlıyız
Karşıyaka köyleri, obalarıyla
Kız alıp vermişiz yüzyıllar boyu,
Komşuyuz yaka yakaya
Birbirine karışır tavuklarımız
Bilmezlikten değil,
Fıkaralıktan
Pasaporta ısınmamış içimiz
Budur katlimize sebep suçumuz,
Gayrı eşkıyaya çıkar adımız
Kaçakçıya
Soyguncuya
Hayına…

33 KİŞİYDİLER

Muhyeddin Aydar

Suç kanıtı karanfiller kırmızı,
Savcı sormadı, yazıcı yazmadı.
Kanlı bir gömlek değildi
Tüfek, tabanca, bıçak…
Karanfildiler.
Karanfildiler, hem de kırmızı.

Alındılar durdukları yerden,
Açık alandan,
Güneş’ten,
Evlerin, bulutların önünden.

Yakalandı, götürüldüler.
33 karanfildi,
33 de yandı gitti, uçtu gitti;
Aydınlık düşlerin,
Toprak saksıların,
Yağmur sonlarının sevinci,
Yazlardan inen sıcak…

Sorgusuz, duruşmasız.
Karanfiller, hem de kırmızı.
33 karanfildi,
33’ü de kırmızı,
33 de yandı gitti.

SERA VEŞAYİ: ZAZA TARİHİNİN ACI YILLARI

Zaza tarihinde “SERA VEŞAYİ” olarak anılan bir dönem vardır. Zazalar bu dönemi, zor yıllar olarak hatırlar. Köylerin yakılıp yıkıldığı 1927–1928 yılları…

Genç ilçesine bağlı ULYAN (Çevirme) köyü civarından, Çabakçur, Peçar ve Lice milislerinin öncülüğünde, çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan 33 insan alınır. Yalın ayak, dikenli ve sarp patikalardan yürütülürler. Ayaklarına diken batan çocuklar acıya dayanamayarak ağladıklarında askerler ve milisler, “Yürü, ağlama! Size kırmızı ayakkabı giydireceğiz!” diyerek alay ederler.

Nereye götürüldüklerini, başlarına ne geleceğini bilmeyen bu insanlar, acı ve eziyet içinde VALER’e (Çaytepe) getirilir. Gecenin karanlığında toprak bir eve doldurulurlar. Kapı ve pencereler çivilenir.

Bunu gören köylüler, çocuklarını da alarak TAVZ köylerine sığınmak isterler. Ancak anlatıya göre TAVZ onları kabul etmez. Bunun üzerine dağlara sığınırlar.

Çalı çırpı ve odunlar toprak evin etrafına ve üstüne yığılır; saman ve otlarla desteklenir. İçinde 33 insanın bulunduğu ev ateşe verilir.

Toprak damın altından feryatlar, çığlıklar ve ağlamalar yükselir. Bu sesler gökyüzünü doldurur; ancak ne duyan vardır ne de yardımına koşan… Yüreklerin dayanamayacağı, mahşeri andıran bir çığlıktır yükselen.

Ateş, kurbanlarını küle çevirmek istercesine bütün şiddetiyle yanar. Rüzgârın da etkisiyle alevler daha da büyür. Düzenin vampirleri, Neron’un Roma’yı ateşe verirken attığı kahkahaları andıran bir zalimlikle, kan çanağına dönmüş gözleriyle zebanilere dönüşürler.

Bir süre sonra alevlerin arasından, bedeni bütünüyle tutuşmuş bir kız çocuğu ateş topu gibi dışarı fırlar. Kendini söndürmeye çalışırken,

“AY DAYEEEEE…! AY BAWOOOO…!”

diye feryat eder.

Ay kadar küçük ve güzel o kız çocuğunun yeniden ateşe atılışına, anlatıya göre, gökyüzündeki Ay bile tahammül edemez. Kara bulutların arkasına saklanır; sanki lanet yağdırırcasına bir daha görünmez olur.

Şafak sökerken ateş sönmüştür. 33 insan yanarak kül olmuştur.

Yaşadıkları topraklarda gerçeği açıkça söyleyecek kadar özgür olamayan insanlar, yaşananları kuş diliyle, üstü kapalı ifadelerle, kuşaktan kuşağa aktarmışlardır.

Ne adlarına ağıtlar yakılmış ne şiirler yazılmış ne de anıtlar dikilmiştir. Zamanla onlar için bir Fatiha okunması bile unutulmuştur. Çünkü onlar, anlatının diliyle, ümmetin yetimleri ve yaşadıkları coğrafyanın kimsesiz çocuklarıydı.

ZİKTE yaylalarında ZİKTELİLER bu insanları anmaya devam etsinler. Biz de şairin diliyle onları yad edelim. Belki bundan sonra hatırlayanlar, ananlar ve unutturmayanlar çoğalır.

“Saçlarınızı çözsün bulutlar, ra’d kılsın naleler,
Haşre dek yansın yakılsın kabriniz üzre laleler.”

Anlamı: Bulutlar saçlarınızı çözsün, iniltiler gök gürültüsü gibi yankılansın; kıyamete kadar kabirlerinizin üzerinde laleler yansın, yakılsın.

NOT: ANLATININ KAYNAĞI

Bu anlatı, o dönemde bölgede askerlik yapan ve söz konusu bölükte görevli bulunan Balıkesirli bir askerin, emekli öğretmen İskender Aç’ın doktor yeğenine aktardığı bilgilere dayanmaktadır.

İskender Bey, olayın doğruluğunu araştırıp yeğenine bildirmek amacıyla, anlatıyı bana da teyit ettirmiş ve ardından yeğenini bilgilendirmişti. Yıl: 1990.

Merhum arkadaşım Muhittin Aydar'dan alıntıdır. Ruhu şad olsun.

TARİHİN KARANLIKTA BIRAKILAN SAYFALARI

1925 olayları sırasında TAVZ bölgesinin ZİKTELİ kardeşlerine yönelik tutumunu, ihanet iddialarını ve acımasız davranışlarını da yazacağız. Karanlıkta kalmış, bilinmezlik içinde bırakılmış olayları TAVZ gençliği öğrenecek.

Çabakçur, Lice, Kulp, Peçar ve Fis şeyhlerine bağlı milislerin ZİKTELİLERE karşı nasıl bir tutum aldıklarını, nasıl bir zalimliğin parçası hâline geldiklerini de ele alacağız. Artık hiçbir şeyin saklı kalmamasını istiyoruz.

Bugün yurtseverlikten ve dindarlıktan söz edenlerin atalarının geçmişte hangi karanlık işlere karıştığını, Kemal ve İsmet’in politikalarına nasıl hizmet ettiklerini de tarihî belgeler ve tanıklıklar ışığında ortaya koymak gerekiyor.

Yaklaşık yüz yıldır günah keçisi ilan edilen ZİKTELİLERİN yaşadıkları, uğradıkları haksızlıklar ve taşıdıkları tarihsel yük de herkes tarafından bilinmelidir.

Onurları ayaklar altına alınmış ZİKTELİLER, hâlâ dönüp geçmişi düşünmezler mi?

Unutmayın: Fakirlik onursuzluk değildir. Onur, insanın en büyük sermayesidir.

Irfan Kaya

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder