1980’li yıllardan itibaren özellikle devlet merkezli siyasal söylemde ve milliyetçi tarih yazımında Zazalar konusu öne çıkarılmıştır. Kendini Kürt olarak tanımlayan Zaza topluluklarına, “Zazalar Kürt değildir” söylemi sistematik biçimde yöneltilmiş; Zazaca dilsel farklılığı, etnik ayrışmanın temel kanıtı olarak sunulmuştur.
Ancak bu söylem, Zazaları ayrı bir halk olarak tanımlamasına rağmen, bu iddiayı kolektif haklar bağlamında tutarlı bir zemine oturtmamıştır. Eğer Zazalar ayrı bir halk olarak kabul edilecekse, bunun doğal sonucu olarak siyasal, kültürel ve dilsel hakların tanınması gerekir. Oysa devlet politikaları bu yönde herhangi bir yapısal adım atmamıştır.
Bu süreçte ortaya çıkan ve “Zazacı” olarak adlandırılan bazı çevreler, devletle çatışmak yerine Kürt kimliğine karşı konumlanmış; Kürt siyasal taleplerine yönelik yoğun bir karşı propaganda yürütmüştür. Dikkat çekici olan nokta, bu propagandanın çoğunlukla Türkçe yürütülmesi ve Zazaca’nın kamusal bir mücadele dili olarak kullanılmamasıdır. Bu durum, söz konusu yaklaşımın bir kimlik özgürleşmesi projesinden ziyade, mevcut devlet paradigmasıyla uyumlu bir ayrıştırma stratejisi olduğunu düşündürmektedir.
Sosyolojik veriler ise Zazaların büyük çoğunluğunun kendini Kürt kimliği içinde tanımlamaya devam ettiğini ortaya koymaktadır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder