Çırê Musyon

8 Haziran 2019 Cumartesi

Pontus gercegi

Siyaset gündemine yeni girmiş gibi görünse de Pontos / Pontus, üç bin yıllık geçmişe sahip olan bir kültürü, coğrafyayı ve tabi en önemlisi büyük bir acıyı ifade ediyor.

Tamer ÇİLİNGİR

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı CHP adayı Ekrem İmamoğlu’nun doğup büyüdüğü Trabzon ve çevresindeki o coğrafyada 3 bin yıldır yaşamış olan Rumlar / Helenler üzerinden yüz yıldır olduğu gibi bugün de ötekileştirme ve nefret söylemleri devam ediyor.
AKP RESMİ TARİH SÖYLEMLERİNE SARILIYOR
AKP iktidarda olduğu 17 yıldır ilk kez bu kadar resmi tarih söylemlerini sahipleniyor. 
Önce Yunanistan’da yayınlanan bir gazetenin ‘İstanbul seçimlerini Pontoslu biri kazandı’ başlıklı haberinden yola çıkılarak ‘yeminli düşman’ olarak görülen Yunanistan’ın Pontoslu bir Rum / Helen olduğu iddia edilen İmamoğlu’nun arkasında durduğu algısı yaratılmaya çalışılıyor.
Ardından AKP Genel Başkan Yardımcısı Nurettin Canikli, Giresun’da Topal Osman’ın Pontoslu Rumlara karşı işlediği katliamları savunup, ’’o zaman Topal Osman Ağa hangi amaçla kime karşı bu mücadeleyi vermişse şimdi de aynı hain projeyi hayata geçirmek isteyenlere karşı o projeyi inşallah biz akamete uğratmak için Giresunlular olarak bu çalışmayı sürdüreceğiz’’ diyor.
3 Haziran 2019 günü Trabzon’a giden İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun protesto edilmesinin ertesinde bu kez TOBB Başkan Yardımcısı Ali Kopuz “Süleyman Soylu’yu protesto eden gruba bakın, tamamı Ekrem gibi Müslüman gözüken Pontuslar’ derken Ekrem İmamoğlu’nun Trabzon mitingine katılanlar ‘Pontos Rum Cemiyeti’ üyeleri olarak adlandırılıyor.
Tüm bu nefret söylemlerinin arkasındaki ise AKP’den öte devletin bu bölgede 3 bin yıldır var olan Pontos/Helen kültürünün tüm izlerini silme politikasıdır. Bu izlerin neden silinmek istendiğine girmeden önce Pontos ne demektir, Pontoslu Rumlar kimdir onları açıklamakta fayda var. 
PONTOS / PONTUS NE DEMEK? KİMDİR PONTOSLU RUMLAR?
Helen Mitoloji’sinde Toprak Tanrıçası Gaia’nın babasız doğurduğu oğlu Deniz Tanrısıdır Pontos. Helenler ticari koloniler kurmak için MÖ 1100 yıllarında gittikleri bölgeye, bugünün Karadeniz’ine Pontos adını verirler. 
Ancak dünyanın tanıması bir krallığın kuruluşuyla yaşanır. Pontos’un güney sahillerinde MÖ 3. Yüzyılda kurulan Pontos Krallığı’ndan dolayı bu coğrafya tüm dünyada hala Pontos olarak anılır. 
Roma’ya biat etmeyen tek Helen krallığıdır Pontos ve sonunda MS 62’de Roma tarafından yıkılır. 
Pontos, Karadeniz sahil şeridinde Sinop, Samsun, Ordu, Giresun, Trabzon ve Rize’nin yarısı içine alan; güneyde Tokat, Amasya, Sivas’ın kuzeyi, Gümüşhane ve Bayburt’un bulunduğu yerin antik çağdan beri coğrafik ismidir. 
Önce Roma, ardından Osmanlı egemenliğinde olsa da Pontos coğrafyası Helen kimliğini 1919’a kadar korur. Örneğin bugün bile bazı Karadeniz kentlerinde 13 Ocak’ı 14 Ocak’a bağlayan gece kutlanan Kalandar yani yılbaşı, 3 bin yıllık Pontos geleneğidir. 
1450 yılından itibaren Avrupa’nın Ortaçağ karanlığını yıkıp aydınlanma dönemine girdiği Rönesans, başını Trabzonlu Rum Kardinal Vissarion’un çektiği o günün aydınlarının antik Helen eserleri güncelleştirilerek, Latince tercümeler yapılarak sağlanır. 
Rönesans’ı başlatan Helenizm dalgası, 1453 ve 1461 yıllarında İstanbul ve Trabzon kentlerinin Osmanlı egemenliğine geçmesi yüzünden Pontos’ta kesintiye uğrar. 19. Yüzyıl’da ise Helenizmin izleri Pontos’un şehirlerinde yeniden görünür. 
19. YÜZYIL İLE BAŞLAYAN AYDINLANMA 
1890 yılında Trabzon Filarmoni Orkestrası kurulur. 1895’te önemli ameliyatların yapıldığı büyük bir hastaneye sahiptir Trabzon. Opera binalarının, tiyatro binalarının dolu dolu olduğu, kemençenin dışında her sokağından keman ve piyano sesleri gelen Samsun, Trabzon şehirleri aynı zamanda dünyanın en önemli liman ve ticaret merkezleridir ve bu limanlarda Fransızca, İtalyanca, Helence, Rusça, İngilizce gazeteler satılır.
Dünyada sağır ve dilsizler için yaygınlaştırılmış, bilimsel eğitim veren kurumların sayısı çok azken, 1915’te Amasya’da ayna ile gırtlak hareketlerini takip edip harfleri tanıyan, dudak okuma yöntemi ile eğitim veren Merzifon Koleji gibi okulları vardır Pontos’un.
Genç kadınlar Pontos şehirlerinde okuma imkanına sahiptir. Trabzon Kız Okulu 1846 yılında faaliyete başlar ve daha sonra 1873 yılında Gümüşhane Kız Okulu kurulur.
Sinop, Amasya, Ordu, Safranbolu, Giresun gibi birçok Pontos şehrinde açılan yeni okullarla genç kadınlar erkekler gibi ücretsiz okuma hakkına sahip olur.
Ve bu genç kadınların sayıları artarak ilerler. 1870 yılında 250 öğrenci Trabzon’da öğrenim görürken, 1880 yılında sayıları 738’dir. Gümüşhane’de 1874’de 28 olan öğrenci sayısı, 1906’da 100’e ulaşır.
Genç kadınlar bu okullarda sadece dikiş nakış gibi cinsiyetlerine yönelik dersler almazlar; Ekonomi, Matematik, Fizik, Tarih, Coğrafya, Fransızca gibi konularda da eğitim görürler.
Aynı zamanda eğitimci olan Trabzonlu gazeteci Nikos Kapetanidis eğitim üzerine yayınladığı makalelerinde kilisenin eğitime karışmasına karşı çıkar.
4 dilde eğitim yapan okullarının kütüphanelerinin, botanik bahçelerinin bugünün üniversitelerinde dahi olmadığı bir coğrafyadır Pontos. Sadece Pontos şehirlerindeki Rumlara ait okul sayısı 20.yüzyılın başında 1401’dir ve toplam öğrenci sayısı 85.890’dur.
Edebiyat ve sanat dergileri yok satar.
Pontos köylerinde bugün de devam eden halk tiyatroları (Momoeria) yüzlerce yıllık gelenektir. 
Doktorları, eczacıları, mühendisleri, seramik ustaları, bakır işlemecileri, madencileri, demircileri, arabacıları, yorgancıları, fırıncıları, çorbacıları, köylü şehirli hayatı var eden aydın insanları ile 20.yüzyılın başlarında Osmanlı’nın 600 yıl süren İslamlaştırma politikalarına rağmen Rum / Helen kimliğiyle modern ve aydın bir coğrafyadır Pontos.
PONTOS RUM / HELEN SOYKIRIMI
Abdülhamit ile başlayan sermayenin Müslümanlaştırılması projesi bu coğrafyada hayatı var eden Hristiyan halklara yönelik soykırım ile sonuçlanır. Önce Ermeni ve Süryanilerin katledilip sürgün edilmesinin ardından sıra Rumlara / Helenlere gelir. 1914 yılından itibaren başlayan Trakya ve Küçük Asya Rumlarına yönelik sürgün ve katliam politikaları 1919’dan itibaren Pontos’ta soykırımına dönüşür. 353 bin Pontoslu Rum /Helen’in hayatına mal olan bu süreç sonunda 800 bin Küçük Asyalı Rum / Helen de kayıptır. 
Pontos’ta soykırım Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkışı ve çete reislerinden Topal Osman ile yaptığı görüşmenin ardından 1923 yılına kadar sürer. Bu arada çetelerin yeterli gelmediği yerde 1920 yılında Büyük Millet Meclisi’nin onayı ile kurulan ve başına Sakallı Nurettin Paşa’nın getirildiği Merkez Ordusu da soykırımı gerçekleştiren resmi devlet kurumudur.
1923 yılında Lozan’da Türkiye ile Yunanistan arasında imzalanan ‘Mübadele Anlaşması’ ile Pontos’ta geride kalan Ortodoks kimlikli Rumlar / Helenler Yunanistan’a sürgün edilirler. Türkiye’den giden Rum / Helenlerin sayısı 1 milyon 250 bindir; bunların 200 bine yakını Pontos’tandır.
GERİDE KALANLAR
Ancak birçok kişinin gözden kaçırdığı bir gerçek daha vardır soykırımın içinde: Geride kalanlar. 1461’den itibaren peyderpey İslamlaştırılmış Rumlar / Helenler ise cumhuriyetle birlikte Türkleştirilme baskısıyla karşı karşıya kalır.   
Mübadeleye Ortodoks Hristiyan Rumlar tabi tutulduğu için Müslümanlaştırılmış Rumlar bulundukları yerlerde yaşamaya devam eder. Ancak kısa bir süre sonra 1925’ten itibaren yer değiştirmeler başlar. Kimi aynı şehir içinde değişik kasaba ve köylere, kimi Pontos içinde başka şehirlere yönelik olan bu değiştirmeler kimi zaman Van, Erzincan, Bursa, Sakarya, Zonguldak gibi şehirlere hatta Kıbrıs’a doğru gerçekleşir. Ve bu arada başka kentlere giden Müslümanlaştırılmış Rumlar, gittikleri yerlerde hala dillerini korumaya devam ederler. Ancak Rum kimliklerini gizlemek için bazı yerlerde kendilerinin Laz olduğunu, konuştukları dilin de Lazca olduğunu söylerler. 
Devletin asimilasyon süreci çeşitli stratejilerle desteklenerek bugüne dek sürer. Bölgede birçok kentte 1960’lardan beri kontrgerilla merkezlerinin kurulması; Kürt kentlerinde yaşanan savaşa asker olarak ağırlıkla Pontos kentlerinden gençlerin gönderilmesi, ölen her askerin isminin neredeyse 100 metre aralıkla Karadeniz sahil boyunca yapılan üst geçitlere verilmesi; 1940 yılında Samsun Akpınar Ladik ve Trabzon Beşikdüzü’nde köy enstitülerinin açılması; Rumca şarkıların Türkçe sözler yazılarak söylenmesi; bölgedeki tüm köy adlarının değiştirilerek Türkçeleştirilmesi (Ancak halen birçok köy halk tarafından eski isimleriyle anılmaktadır); kültürel yozlaşma boyutuyla halk oyunlarının özellikle Türk bayrağı logolu kıyafetlerle oynanması bunlardan bazılarıdır. 
Ve devlet her ne kadar asimilasyon sürecini iyi yönetse de iyi bilir ki orada yaşayan insanlar gerçekte Pontoslu Rumdur. Ve halen nüfus soy kütüklerinde Rumlar devlet tarafından 1 rakamıyla fişlidir. 
Bu yüzden de her coğrafyayla ilgili kriz yaşadığı dönemde de aynı refleksleri gösterir. Örneğin 80 Cuntası sonrası hapishanelerdeki Karadeniz kökenli tutsaklara cuntacı subaylar “size Pontos’u kurdurtmayacağız’ diyerek hala böyle bir tehlikeye karşı devlet refleksini sergilerler.
Bu durum 100 yıl boyunca sermayenin Müslümanlaştırılması sürecinde pek zarar görmeyen diğer Müslüman halkları da kapsayacaktır. 
Türkiye Cumhuriyeti devleti dünya düzeni içinde büyük sermaye güçlerinin önemli pazarlarından ve devlet olarak da ortaklarından biridir. Kuruluşu, soykırımların, sürgünlerin ve asimilasyonun üzerine şekillendiği için yüz yıldır anti-demokratik yöntemler, katliamlar ve şiddet ile ayakta duruyor. Bu da ittifak içinde olduğu sermaye güçleri açısından dönem dönem reform girişimlerini gündeme getiriyor. Demokratikleşme kimi zaman yerli sermayenin de istediği  bir şey ama her defasında bu girişimler yüz yıl önce oluşturulan sahte alt yapının gerçekleri ile karşı karşıya kalıyor ve hayata geçirilemiyor. 
Mesele sadece Türkiye Türklerindir sloganının yanlışlığında değildir. Kendi iç dinamiğiyle oluşmamış bu kuruluş süreci, kapitalist anlamda bir devletin oluşmasını bile sağlayamamıştır.  
Bu slogan üzerine kurulan devlet en küçük bir demokratik açılımda dahi kuruluşundaki gerçeklerle yüzleşmekle karşı karşıya. Bu gerçeklerle yüzleşmek ancak devletin kendisini fesih etmesi gerektiği anlamına geliyor. 
BUGÜNKÜ PONTOS GERÇEĞİ
Şimdi bu bilgiler ışığında bugün yaşananları değerlendirmeye devam edersek, AKP’nin seçim yarışı içinde elini güçlendirmek için kullandığı resmi devlet söylemi Pontos / Pontus gerçeğine çarpıp rakibine puan kazandırdı. Trabzon, Ordu, Giresun gibi AKP oylarının yüksek olduğu kentlerde İmamoğlu’nun binlerce kişiyi miting alanlarına toplayabilmesi bölge halkının bu ötekileştirmeye karşı tepkisidir aslında. 
CHP ve İmamoğlu da kendilerine karşı kullanılan bu devlet söylemi karşısında ilk anda şaşkın bir tavır sergiledi. Yine Pontos gerçeğinden ötürü. Seçim açısından kendilerine kazandıracak düşüncesiyle de ötekileştirme ve nefret dilini eleştirdiler, resmi devlet ideolojisine dair kendi bakış açılarını gizlemeye çalıştılar. Ve İmamoğlu Giresun’da yaptığı konuşmada ‘Topal Osman’a bağlıyım’ deyiverdi.
Mustafa Kemal’in ve tabi İttihat ve Terakkicilerin devamcısı olan CHP yüz yıllık cumhuriyet tarihi boyunca bugün AKP’nin kullandığı resmi devlet dilini kullanıyor. Bu istisna sayılacak seçim süreci yaşanan durumda da bu dili alt düzeyde kullanması seçim için geçici bir durumdur. Yoksa CHP bizzat Pontos Rum Soykırımını gerçekleştiren kadrolarca kurulan bir partidir ve bu geçmişle yüzleşebilecek herhangi bir demokratik eğilime de sahip değildir.
Soykırımı, sürgünü ve asimilasyonu yaşamış artık Müslüman ve Türk kimliğini taşıyan Pontos insanının yüz yıldır gizlenen tarihine ilişkin her zaman var olan şüpheleri, ulu orta yerde yapılan bu tartışmalarla yeniden gündeme gelmiş oldu.
Bugüne kadar yapılan ötekileştirme ve nefret söylemleri devlet yetkililerince ‘gerektiğinde’ ve tek birey ya da kimi küçük grupları hedef alırken bu kez bir şehir hatta tüm Karadeniz hedef alındı.
‘Sen Rumsun?’ diyene ‘Billahi değilim’ yanıtı verenler olmasına rağmen genel olarak bu ötekileştirme, resmi tarih ve nefret söylemi, bu kez kitlesel tepkiler aldı. Yüz yıldır kendisini Türk hissedenlerin yaşadığı hiçbir coğrafyada görülmeyen ‘En Müslüman’, ‘En iyi Türk’ olmayı dile getiren Pontos insanı bir kez daha gördü ki, resmi devlet ideolojisine göre, ne yaparlarsa yapsınlar hala ‘güvenilmezler’.

13 Mayıs 2019 Pazartesi

EHMED QASIMÛN


Ewro yew astare xij bi asmîn ra
Namey no astarey Ehmed Qasimûn'
Ey dima xemnak bi nebat herr' sera
Pel kerd xwi ver û vat' Ehmed Qasimûn
Gûl hîna bîy sûr mend' şa xwi ver sare
Vil bi virseyê xwi sare vet' ware
Zergûneyê wisar xwi kerdo pare
Qey xatirê eşqê Ehmed Qasimûn
Veng bermey beybuni sosin mend qîja
Vaş û çere lerza neflik mend deja
Vervecik xwi ada xwi da het' tîja
Zikir kerd' nameyê Ehmed Qasimûn
Vildan sey yew lîhêfî xwi ant' serê ey
Kozvilikan gil eşto dor û verê ey
Bi boyê nebata bi de herrê ey
Bi misk û ember mend' Ehmed Qasimûn
Gulzera aşûyen' Hîro verdîyen
Bi wisar zil erzen' bi xweza zîyen
Bi rengê Kesk sûr û zeri adîyen
Sey alawa rengîn Ehmed Qasimûn
UMER FARUQ ERSOZ

11 Mayıs 2019 Cumartesi

Dêc welat


Ityad dar a nıkena vıl,
ıtyad sûr nıbena gûl,
ıtyad adır nıken kıl,
nivêren ıtyad ruec nivêren
zerrê mira dec ho vêren.

Çow niverden ti derd xo vac,
Nı kêna ıtyad mend nı lac,
Itara tım tım vêren dec,
nivêren ıtyad ruec nivêren,
zerre mıra dec ho vêren.

Insun îtê ho nı huyen,
Inson îte ho xapîyen,
şew derga ruec nıdîyen,
nıvêren ityad ruec nıvêren,
zerrê mıra dec ho vêren.

Ityad çöw nışken bıhuy êr,
ıtyad şîkê pîyorê zêr,
ıtyad ma nı fînên vêr,
nıvêren ityad ruec nıvêren,
zerrê mıra dec ho vêren.

Çöw mı sarêra nıkerd dest,
çöw nızun ma kom ıtyad êst,
nı cîrûn ıtad mend nı dost,
nıvêren îtyad ruec nıvêren
zerrê mıra dec ho vêren.

Ityad nı têyr mend nê zî nur,
pîyor îtara kotî dûr,
dost û cîrun kotî mi vîr,
nıvêren ıtyad ruec nıvêren,
zerrê mıra dec ho vêren.

Ityad hîn dar nıgen balî,
Ityad mîrçîkîr çîn halîn,
ityad nı qedîya talî,
nıvêren ruec nıvêren
zerrê mıra dec ho vêren.

Kot mı vîr pîyor heval mı,
xebêr nıkên hîn ın fêk mı,
tım ha bermena daykê mı,
nıvêren îtyad ruec nıvêren,
zerre mıra dec nıvêren.

Ahmet Çiçek






28 Nisan 2019 Pazar

Eşq

Adem,Havva ra hêttun êr,
Çöw nı sîno zê ına zêr,
Semêd eşkâ nısyê zaf dêr,
Çöw nışka ınê bınûs tûr.

Mem û Zîn'iz hê mı dıma,
Mı tı rona kêrd xwî çıma,
Hêş û vêrg hê mı dıma
Têrs mı têna est homayra.

Dar bır dınya mîr bi tercal,
Eşk tuê ver ez bîya qêrtal,
Rındê dınya mîr bîya tal,
Hêsrêt tuê ver ez bîya lal.

Têyru tûr îz gêren refa,
Teyna mendo kero kefa,
Mi tuê ver dî zaf zaf cefa,
Mezêl mı defîn yew kefa.

Mı nı dew verda nı bacar,
Mı nı kerra verda nı dar,
Ez nışto pa mı na hava,
Mıra dûr nıkotîn ın bar.

Ferat qıl pîyor kerdî qûl,
Wısar mıd çerrê çınya vıl,
Mızîk kerrê hîşar kerdî qul,
Layu lasêr tım duna pıl

Vırê dınya mı ser vır se,
In eşk dınyad newe nû sa,
Zerrê mı eşk tûd nêsa,
Vêr êy dı mı serd, tuê qêrsa.

Mîyonê mı raşt tuê verd bı çot,
Ez bıyê tuê nun awk ra kot,
Ez vısto cıl mıra nîn sot,
Ez nızon kom da mîr ın zot.

Ahmet Çiçek

26 Nisan 2019 Cuma

ÇEWÎR Çİ BİRA ÇEWÎR Çİ

Sîya sipî çeqer sûro Çewîr çi bira çewîr çi Bi destê heq bîyo pûro Çewîr çi bira çewîr çi Çîyo xirab zem û zûr o Heqê şar werdîş ra dûr o Zerreyê xode xûr xûro Çewîr çi bira çewîr çi Heq ewneno vate û soz Ti çi mide hey kenî doz Kam çicis heq keno pîroz Çewîr çi bira çewîr çi Ti meewne qam qelafet Heq rindo geyren letafet Kam heta şin bi zerafet Çewîr çi bira çewîr çi Ez çi zîwan qal keno Mireno dima sebeno Hesabê mi çicis beno Çewîr çi bira çewîr çi Mi ke kergê to kiş nêkerd' Kerra pa nêkuwa nêberd' Xorê çi terd û mi çi kerd' Çewîr çi bira çewîr çi Hemi nefes genî danî Waharê ziwanî ganî Ma hey lawikê xo vanî Çewîr çi bira çewîr çi Bê îrade nêbeno kes Bide herkes hurmet û hes Heq huqûq est ez vano bes Çewîr çi bira çewîr çi Ti şîwane ez pes nîyo Yew bin yew ser' no hes nîyo Ez bindestê çew kes nîyo Çewîr çi bira çewîr çi Çi beno bajar dewîr çi( nakarat) Umer Faruq Ersoz
Ömer Faruk Ersöz

TI ÇI PERSENÎ NESLÊ MI YEW ÇENGÊ HER RA ESLÊ MI

Ez ho ewneno ez çîno Esteryo ho beno vîno Waharê yew gan' û gwîno Ti çi persenî neslê mi Yew çengê her ra eslê mi Yew kok sera ma eşto zîl Çew çew sera nêbeno pîl Ercan mekir qal û qîl Ti çi persenî neslê mi Yew çengê her ra eslê mi Yew ra yew kowt ma bî millet Byê milletan bîya têhet Ma mekure yewbîn ra wet Ti çi persenî neslê mi Yew çengê her ra eslê mi Ewro ez xo yew Zazawa Dadî babî adem hawa Yew emanet gan ho mawa Ti çi persenî neslê mi Yew çengê her ra eslê mi Bêname çew çîno bira Yew halîn ra ma mend fira Adem bi çekuyan bi ra Ti çi persenî neslê mi Yew çengê her ra eslê mi Zikir mekir qalano şaş Kok xo sera erzen her vaş Însanîyê çîyo zaf baş Ti çi persenî neslê mi Yew çengê her ra eslê mi Çew çew ra ver û ser nîyo Yewbînan ra ma ver nîyo Ez însana yew per nîyo Ti çi persenî neslê mi Yew çengê her ra eslê mi Yew çime ra ma şiryeyî Çengê herr ra ma giryeyî Hama xamî nêpiryeyî Ti çi persenî neslê mi Yew çengê her ra eslê mi Her yew xo sera pay daye Hey na dînya de kay daye Ewro siba ma vay daye Ti çi persenî neslê mi Yew çengê her ra eslê mi Însan ame şi ma ra ver Her ra amey ancî bîy her Yew di wiye her bîya ser Ti çi persenî neslê mi Yew çengê her ra eslê mi UMER FARUQ ERSOZ

SERRA NEWEY SERRA NEWEY

Ma to ra zaf çî hey pawen Serra newey serra newey Naz û nîyaz ma hey bawen Serra newey serra newey Serrê ma vîyert bi derda Deja mendî ma rî erda Serra vîyertey dej verda Serra newey serra newey Çîm ma hesirana mendî Ma ard ginayey destbendî Giney ci ma bê derbendî Serra newey serra newey Ma de bîya dişmenîye Rasay to bi poşmanîye Ma hey geyren yew roşnîye Serra newey serra newey Yeqînê xwû ma to anî Wazen' rindeya bimanî Dest adanî el emanî Serra newry serra newey Pelan xoya dej menise Zerriweşîyê binise Derdan rê derman birise Serra newey serra newey Ma sera kir' pel şenikek Vay bide vaya wenikek Sey venik bibe şenikek Serra newey serra newey Şal biance dejan ma ser Xeyrî sera a bikir ber Biqedine kûl û keder Serra newey serra newey Ma ra bide dûr' xemgînî Bide hes kerdiş yewbînî Çilayê dostê tafînî Serra newey serra newey Heq tealay ma rasna to Bi pel û qelem hesna to Mi çi vat' rî cûlisna to Serrra newey serra newey UMER FARUQ ERSOZ
Irfan
Ömer Faruk Ersöz

EZ XWÛ KÎRDA EZ YEW KÎRD O

Bîyayê mi şima r' derd o Ez xwû Kirda ez yew Kird o Şerê şerano camerd o Ez xwû Kirda ez yew Kird o Mi bikişî biancî dar' Sareyê xwû nêano war Vengo berza venden bi qar' Ez xwû Kirda ez yew kird o Ez yew qicê no koyan o Ximîyê la û royan o Xwû nênimneno eyan o Ez xwû Kirda ez yew Kird o Ho hepsana ho zîndana Qey rastîyê xwû gan dana Veng û qirîyê zemana Ez xwû Kirda ez yew Kird o Çirrey nêken' înkarê xwû Kirişnen beno darê xwû Qet nêbirnen hewarê xwû Ez xwû Kirda ez yew Kird o Teqdîrê Heq qebul keno Çîya o'yo ez xwû beno Herrê xwû ra wenêbeno Ez xwû kirda ez yew Kird o Yew miren hezar zîyen o Bi camerdê adîyeno Ser' kindira hûnc wîyeno Ez xwû kirda ez yew Kird o Herrê mi Cudî ra gîrya Bi kîlê erarat pîrya Awê firat mi ra şîrya Ez xwû Kirda ez yew Kird o Ters û xewf mi ra webîyo Bi eşqê welat debîyo Nêterseno no merg çîyo Ez xwû Kirda ez yew Kird o Miren' ronênano sare Gîl koyana keno hare Mîl xwû bidî bibî pare Ez xwû Kirda ez yew Kird o Not:" Ben bir Kürd'üm dedigi icin kursunlara hedef olan Azîz şakçi ve kadrî şakçi'ya ithafen.. UMER FARUQ ERSOZ

RENCBER EZÎZ RENCBER EZÎZ

Xorto delal pak û temîz Rencber Ezîz Rencber Ezîz Çîno sey ey yew zerrezîz Rencber Ezîz Rencber Ezîz Bîyo raşnîyê çiman ma Keno vila mûj diman ma Xwû pêşeno ser xeman ma Rencber Ezîz Rencber Ezîz Ano ziwan eşqê welat Keno hewna adir şewat Qey şar xoya keno xebat Rencber Ezîz Rencber Ezîz Verdîyo bilbilêk firen Qîrîyê çewligo qîren Beno awê heyat şiren Rencber Ezîz Rencber Ezîz Rûh dano saz venden' vano Ziwan merde ano gano Ma zazûn rê nûr çimano Rencber Ezîz Rencbe Ezîzh Lawikan ma gîrîneno Deyrano weş pîrîneno Xwû înkarê mîrîneno Rencber Ezîz Rencber Ezîz Rî germinê ma Zazûno Pel herayê ser' rezano Sînayê dost embazano Rencber Ezîz Rencber Ezîz Yew dejaye çîno tira Peyda nêben' sey ey bira Raşnî dano sey yew çira Rencber Ezîz Rencber Ezîz Dew dew ma dano hesnayîş Yewbîna dano sînayîş Nêvînen dano vînayîş Rencber Ezîz Rencber Ezîz Deşta koya ho vay daye Ho ma feka tim pay daye Serê govenda kay daye Rencber Ezîz Rencber Ezîz Umer Faruq Ersoz
Irfan

BI NAMEYÊ QEWMAN DÎN Û DEWLETA

Kiştox hey dîyen pay tût û tûtêk ra Bi nameyê qewman, dîn û dewleta Hey yewbîna vete çew nêvûn' çira Bi nameyê qewman, dîn û dewleta Keyey şîyenî ra gwîn ha rişyena Merhemet nêmendo darb nêpişyena Pistanê dadîya wic ha kişyena Bi nameyê qewman, din û dewleta Herkes ronişeno xwû rê dejeno Çew ho tewê bindest pi nêvejeno Bëwaharan sera ferman ho dîyeno Bi nameyê qewman, dîn û dewleta Çekuya dîn esto dîn bîyo edet Kard ancena sera ramojnen' şîdet Hendeyê yew eşhed hey nêdûn' mûdet Bi nameyê qewman, dîn û dewleta Vanî dewletê ma vanî qewmê ma Çîman nêdarnenî dej û xemê ma Xeyrheqa hey şiknenî qelemê ma Bi nameyê qewman, dîn û dewleta Lanet bêro no cins fikr û vînayîş Tede peyda nêben' însan sînayîş Her çîyo rind dîyo fek' koçînayîş Bi nameyê qewman, dîn û dewleta Umer Faruq Ersoz
Irfan
Ömer Faruk Ersöz

ÇICIS YEW DÎNYAYA TIM HA YEW KAYA


Na dînya di hewlun hey duni bermı
Afatê yew dînya pêşen feknermi
Bîn payuna cawyen keso rîgermi
Çicis yew dînyaya tim ha yew kaya
Bi zulım u zulmat dînya ha paya
Çerxê felek şıkyo her çî dekowto
Bilbil pel şuneno telı pakowto
Feryad rasa asmîn çew nêken sewto
Çıcıs yew dînyaya tım ha yew kaya
Bı zulım u zulmat dînya ha paya
Serdestuna giryen wayîrê dekun
Merdımo cummerd ho giryeno fekun
Sarey xwi wedartey nun' fekê çekun
Çıcıs yew dînyaya tım ha yew kaya
Bı zulım u zulmat dînya ha paya
Tey keye nêbeno tede dost çîno
Însun ho kişyeno rişyena gwîno
Hol tira adîye hey şînî nîno
Çıcıs yew dînysya tım ha yew kaya
Bı zulım u zulmat dînya ha paya
Gwînê ma ercuna hesir ha çıma
Ma giney bın bın ro çew dest nêdun ma
Telqînê heq dîya bivine Homa
Çıcıs yew dînyaya tim ha yew kaya
Bı zulım u zulmat dînya ha paya
UMER FARUQ ERSOZ

25 Nisan 2019 Perşembe

Ğêrîbî zuara


Bira qey welat mîr bı teng,
Tengê omê cêb mı bî veng,
Hêyat ucad mîr bı bı reng,
Ğêrîbê çetına bra.

Ez unya dınya herîya,
Merdımun xura remêya,
Derdun qûlun ver omeya,
Ğêrîbê çetına bra.

Welat her şew yenu mı hun,
Ez çı uncen homay mı zun,
Rızık mehluqun homa dun,
Ğêrîbê çetına bra.

Inag mı gûrbetıd dîya,
Êmîr gûrbetıd qedîya,
Hêsrêt welat mıd nıqedya,
Ğêrîbê çetına bra.

Dayê şît xwı mîr hêlalık,
Destu xwı ak mîr duay bık,
Hêsrun xwı zerrê xwîr warık,
Ğêrîbê çetına bra.

Rocêk ez îtyadı bımîr,
Welatıd mezêl bıkên mîr,
Fatîhêk bun ın feqîrîr,
Ğêrîbê çetına bra.

Abdullah Narin



22 Nisan 2019 Pazartesi

Gûlîstun



Bîyêrîn ma yo bezre bırum.
Şewo ruec ma xwîr kên hêrum.
In bezre mar bon yo bûn.
Wa dınya mar bıb gûlistun.

Mevac pê yo vıl wısar nîn.
Kumıg payîz bezre êrd fîn.
In bezrê zîl dun ê xwîrdîn.
Wa wısar mar bıb gûlîstun.

Bîyêrîn ma tafîn yo çıla.
Wa şok yêra xem bıb vıla.
Xırabî mek holî hola.
Wa her ca mar bıb gûlîstun.

Bîyêrîn ma yo qala weş vac.
Ina qal wa mar bıb îlac
Qelb meşıkn neheqî mevac.
Wa qelb bıb zê gûlîstun.

Bîyêrîn ma êr êşk ra bıberm.
Qelb xwî ın hesrund bık nerm.
Qelbra bıberm rı ra meberm.
Wa qelb ma bıb zê gûlîstun.

Bîyêrîn ma zazakî bımus.
Pê qêlema zazakî bımus.
ın nıştîş holîra vıst.
Wa welat mar bıb gûlîstun.

Abdullah Narîn

3 Nisan 2019 Çarşamba

HELEPÇE


Dunya nidî in qedê bela
Helepce mar bi Kerbela
Ma remê kuêyund bî vıla
Helepçe mar bi Kerbela

Helepçed Saddam bı Yezîd
Ma gınê erdır vêr bêrîd
Dadîn gun da pêr wêvêrid
Helepçe mar bi Kerbela.

In zılım çöv nı eşnawıt
Kimyasal zerrê ma cawit
Zalımun mar cellad şırawıt
Helepçe mar bi Kerbela.

Yı zê Hitler mar zulım kerd
Zê Stalîn mad hukım kerd
La ma mazlumun yîr sekerd?
Helepçe mar bi Kerbela.

Ez Helepçed yo mazluma
Mazlumunir wari kenû Huma
Bê wahîrûnîr ben wahîr Rabbî ma
Helepçe mar bi Kerbela.

Yo buê sayun omê zıncê ma
Ma nızuna ına yo duma
Qîrî nalî kot qıcu ma
Helepçe mar bi Kerbela.

Ey mazlum bêwahîr Helepçe!
Çıra gıno tuîr kelepçe
Cîgêr ma bı parçe parçe
Helepçe mar bi Kerbela

Qıjûn verardê dadîd gun da
Babî bı biçare vênda
İnsunatî itîad merda
Helepçe mar bi Kerbela.

Ena sêni yo hewara
Bomba bî merg; ma ser vara
Ma dî, bikesî çend zuara,
Helepçe mar bi Kerbela.

Beden vêşay, zun ma bî lal
Tı wahîr ma vêc Ya Zel Celal
Dunya kota sêni yo hal
Helepçe mar bi Kerbela.

Punc hêzar şehid yob cad kot
Kimyasalu bedên ma pot
Pê bombu umê ma ser mowtî
Helepçe mar bi Kerbela.

Yo deqad Helepçe rıjya
Pê hızaru bî darbıcê
Hem ma bî macir vecyê
Helepçe mar bi Kerbela.

Ey medeniyet! Tı ça mêndî?
Mezêlûn ê mazlumu, tuı kêndîy
En zalımû tuera gurêtî fêndî
Helepçe mar bi Kerbela.

In Feqir ho naleno vunû
Hem bıbermîn hem in şiir bivûnîn
Wa pîyorê ‘alem pê bızunû
Helepçe mar bi Kerbela.

Abdullah Narin

10 Mart 2019 Pazar

Nomê Aşmun û Ruecun

 
   Nomê Asmûn

  1-Aşmê Çılî
  2-Aşmê Sibat
  3-Aşmê Adar
  4-Aşmê Varûn
  5-Aşmê Gûlun
  6-Aşmê Yemîsun
  7-Cûyînun
  8-Asmê Germawun
  9-Aşmê Rezûn
10-Aşmê Cıtyerûn
11-Aşmê Pıspelûn
12-Aşmê Gawun yan Kanûn


  Nome Ruecûn

  1-Şeme
  2-Yekşem
  3-Dışeme
  4-Seşeme
  5-Carşeme
  6-Paşeme
  7-Ruec Hênî

9 Mart 2019 Cumartesi

DAYK BIZEWECNÎN



Yew cînîya vîyê 5 lac yê êsti.
Cinek rojêk bena nıweş. Qîj yê dayê xwi gen pê Astura hêt bacara şîn.
Mallê dew raşt yın yen.
Malla vun;
Şima ına dayk gırota sera şîn?
Yî vun dayk niweşa ma bên Tohtor wa darû bıkır.
Malla cirgen lacuna.
Vun;
Şima qey dayk nizewecnên?
Lac vun;
Mallê hîn waxt dayk waxt zevac nîyu.
Dayk ser Astor ra pay duna Lac xwîr.
Vuna:
In çi qal toş ti kên.
Tı hındê mallêy zun.
Yena zunayış
Çîm Mallê ho daykê lacund..
Daykê lacun qayila Mallêd bızewc.

24 Ocak 2019 Perşembe

BARZANİ DÜŞMANLIĞI



Barzani düsmanlığını Türk derin devletinin özel adamları olan Yalçın,Küçük,Doğu Perinçek,Mihri Belli ve ardılları Kürtlerin belleğine iyice yerleştirdiler.
Bu devlet
aklıdır..
Zavall
ı Kürtleri 1988 de Bekaayı peş peşe ziyaret eden bu zatları orada taltif eden Öcalan'ın ta kendisidir.
Öcalan
ı Imralıya getirenlerde bunların aklıdır..Bunlardan dersini iyi alan Öcalan, avukat görüşmelerinin tümünde Mahir Çayanın ögrencisi olduğunu ve her defasında onun arkadaşlarına selam yollamaktan geri kalmıyordu. Hatta daha ileri giderek"bu mücadeleyi Mahirlere adıyorum" diyordu. Ölen Kürt gençlerini Mahir için kurban ettiğini söyleyecek kadar alçalıyordu.
Kürtlerin ekseri
çoğunluğu Barzani düşmanlığını adeta içselleştirmiş durumda.Çünkü Barzani her fırsatta bağımsızlık diyor, bunlar ise ulus devlet döneminin bittiğini halkların birlikteliği siyasetini yani derin devletin aklını savunuyorlar. PKK nin narko medyası, sırf bu amaç için örgütlendirildi. Yalçın Küçük tarafından eğitilen kadrolar, bugüne kadar Barzani düşmanlığı temelinde bu medyayı yönetiyorlar. Bu medya, adeta Kürt bagımsızlıkçılarına karşı psikolojik savaş yürütüyor.Yalan haberler ve dezinformasyonlarla eğitimsiz Kürt gençlerini Barzanilere karşı kışkırtıyorlar.
Niçin Barzani?
Barzani sınıf karakteri olarak muhafazakar ve milliyetçidir. Barzani ailesi 1902 lerden ta Molla Mustafa Barzaninin ölümüne kadar Güney Kürdistanda Bağımsızlık için silahlı mücadele verdi. Kuzeyli Kürtlerin ekseri çoğunluğu, derin devlet ajanlarının devreye girmeden önce yönetici kadrolar hariç tabanın bütünü Barzani ailesine saygı duyuyordu. Ne olduysa Öcalan ile yakınlaşan Bekaayı su yoluna çeviren bu derin devletin ardılları o güne kadar Bağımsızlık için PKK saflarına katılan Kürtleri pasifize etmek ve onları Bağımsızlık şiarından döndürmek için büyük bir eğitim seferberliği başlattılar..Bu derin ergenekoncular Kürtlere, Barzaniden nefret edilmesini verdikleri eğitimlerle başardılar..Ulusalcı kesimlerin tümü tasfiye edilirken,Ta Ankaradan ilişki içinde oldukları Kemalist kadroların elini ise güçlendirdiler..
Barzani ve eski Kürt hareketlerine öncülük yapan liderlikleri ise gericilikle niteleyerek bu fikri bütün tabana PKK medyası aracılığı ile yaydılar.
En önemliside sürekli Güney Kürdistanlıları Barzani ailesi şahsında hırsız ve kaynakları kendi ailesi için kullanan bir despot olarak Kürtlere anlattılar.Yine Kürt dini liderliklerini ajanlıkla suçlayarak gözden düsürdüler. Bu ergenekoncu derin devletin aklıydı. Bu propagandalar siyası donanımdan yoksun Kürt gençleri üzerinde etkili oldu. Oysa bütün Ulusal Kurtulus Mücadelelerinin dünyadaki öncüleri Burjuva liderlikli lıderlerdir.



Kürdistan tarihini irdelemekte yarar var.
1806 dan 1977 lere kadar KUM a öncülük yapan kadroların tamamı Kürt intelgelistasi sayılan bu sınıfa mensup liderlerdir..Ortadoğuda Emperyalizme karşı savaşan ulusalcı hareketler yine Kürt hareketleri olmuştur..Şeyh Mahmut Berzenci bunun en açık örneğidir..Bağımsızlık uğruna Irak Krallığını bile kabul etmemiştir.
PKK ve ardılı hareketler ise çıkışından günümüze kadar sömürgecilerin kırıntılarına bile fittirler. Filistinin devlet olmasını desteklediklerini defalarca ifade ettiler. Adına yola çıktıkları Kürt halkına ise devlet olmanın kötülüklerini anlatıyorlar.
Aynı dili bölge sömürgeci devletleride kullanmıyormu?
Devlet olmanın neresi kötüdür?
Kötü ise Filistinliler için neden istiyorsunuz diyen bir akıllı çıkmıyor.
PKK ve ardılı hareketlerin sömürgecilerin sınırları veya ulus devletlerine karşı çıktıklarını hiç duydunuzmu?
Hatta sömürgecilerin sınırlarını korumakla görevli taşeron hareketi olduklarını bizattihi Öcalanın kendisi İmralda bütün dünyaya açıklıyordu.
Halende Suriye,Türkiye ve Iranla ilgili bir tek olumsuz cümle ağızlarından çıkmaz varsa yoksa bütün kinlerini Barzaniler şahsında KYB ye kusarlar. Öcalan İmralıda sömürgecilere biz onların panzehiriyiz bize destek olursanız Barzaniyi ve Talabaniyi Türkiyenin ayaklarına kadar getiririz diyordu.Kerkük ve Musuluda Misak-ı Milliye katacağız diyecek kadar aymazdı.
Yalçın Küçük,Mihri Belli ve Dogu Perinçekler bu projelerin mimarlarıdır.
Yalçın Küçük Türkiyeye döndüğünde çıkarıldığı mahkemede, onu yargılayan savcı ve hakimlere siz benim devletim için yaptığım görevi anlayacak olgunlukta degilsiniz diyordu..Soyadım Küçük ama ben sizin tahmin edemiyeceğiniz kadar büyüğüm..Devletim için büyük işler yaptım, bütün Kürtleri Barzanicilikten alıkoydum düşman ettim , Bagimsizlik fikrini beyinlerinden sildim..Yoksa Türkiyeden toprak talep edeceklerdi demişti. Herşey Yalçın Küçük'ün bu cümlelerinde saklıdır.
Kuzeyli Kemalistleşmiş Kürtler ergenekoncu derin devletin Kürtleridir.
Barzaniye saldırmalarıda Bağımsızlık istemesinden dolayıdır.